beyaz

çok küçük şeyler olabilir. o onu vermemiş, diğeri bir şeyi yapmamış, kendisi unutmuş, yapamamış. tüm bunları biriktirebilir, hayatının kalan kısmını bunlara göre yaşayabilir. vermeyene kinlenir, yapmayana kızar, unuttuğu için kendine eziyet çektirebilir. bu bir kez olur, sonra döner durur. durmaz. anlatmaya, hasta olmadan yaşamaya da gücü yok, hastalık kendisi. Devamı

insan bakışı

insanbakisiom

doğru yok. demiştir, “herkes en doğruyu bilir” diye. kaygan, tuzsuz, bunsuzluğundan kendine dönük. anlatmayı beceremez ama karşısına alır, konu bulur, konuşur. hayat der, ölüm der, kayboluş der, içime gir, içine al der. der ama tuzsuz, kendine dönük, kendi için, bensiz, kendine ben…
ağırsa da bilmez, ağırlar durur. sivridir, yalnız batamaz, korkar.
yeşildir rengi, bilmez ki kimisi için sarı, biraz daha…
döner durur, aynı şarkıyı, aynı sigarayı, aynı yatağı, aynı bardakla içmeyi.
sever de bilmez kendisini. Devamı

hâl

agacoms

oysa ararsan bulursun. oysa denersen olur. başla, sonrası gelir.
son zamanlarda kendime sürekli bunları söylüyorum. hâlsizlik…
tekrarlar büyütmez. tekrarlar durdurur. akan su yosun tutmaz yalan. yosun da yararlı. Devamı

oldu

oldu2

“beyni kullanmak demek birçok şeyden vazgeçmek demek, önce inançlardan…”

bir çizgi var, ben çizmedim. görüyor muyum? hep gözümün önünde. konuşmalarda, anlaşmalarda, anlaşamamalarda, dönemeçlerde belki köşebaşılarında… bass’ın iç inletici bir hali vardır, dibine dibine girer ama bir yandan da sakindir. ilerler, olur, doldurur. o çizgi, o bass işte. pat hali, küt hali, halleri… duyuyor muyum? hep kulaklarımda. koyu tonlu bir kadife. Devamı

ayrık

ayrık

anlam yüklemeye hep müsait olma durumu, bir de bunun hiç düşünmeden “yaptığın bir şey” olma durumu.

halimce değişimi görmeyip pazartesileri pazarlara bağlama telaşımı, zaman ve parayı daha düzgün kullanma yöntemi olarak benimsemişim. her şeye bir sonuç bağlama ihtiyacımı yok sayıp, erkenden güne başlayıp “gün ışığı” güzelliğini de bahane ederek, çalışmadan önce ısınması gereken bir motor gibi devam ediyorum. aslında ne yağa, ne suya ihtiyacım. varlığım, uzun cümlelerim.

Devamı

kış, hasta, kucak, kusur

kusur

kışı hisettiğim, sert soğuğun yüzüme yüzüme vurduğu yerleri seviyorum. hasta eder biliyorum ama hasta olmayan bir şey mi var? mesela “hasta mısın?” lafı çok garip. gün hasta, laf hasta, hastalıklı, ülke hasta. hasta ne, ne demek?
kucakta beslenmek küçüklükten gelen alışkanlık. öyle bir alışkanlık ki kazandıklarımız kucaklardan geçiyor. her iş yeni bir kucak. bir kucaktan başka bir kucağa. hiç kucak değilse kendi kucağın. şimdisi için iyi midir kötü müdür bilemiyorum.
Devamı

sonuç

son-uc2

noktayı, bitişi algılayıp düzgün bir yere koymak gerekir. bitişi görmek değil sadece, ona inanmaktır noktalar.

yaşıyorsam üretiyorum. kelimeler, cümleler üretiyorum, anlamlar üretiyorum. fikirlerim değişiyor, insanların fikirlerini değiştiriyorum üreterek. hep hep üretiyorum. üretiyorsam öyleyse, düşünmeyi gerektiren bir hayatım, hayatlarım var. çünkü kalıcıyım, bir kez söyleyip üzebiliyor, mutlu edebiliyorum ve ne kadar unuturum, umursamam diyebilen insanlar olsak da unutmuyorum hiç. hep umursuyorum, ürettiğimin, ürettiklerinin kalıcılığının kanıtı da burada işte. benim için cümleler, yaptığım her şey, attığım her adım çalışmalarımın son hali, sunduğum şekli. sonucum, sonuncum bu.

Devamı