senden benden bizden’in bu bölümünde ilkokul arkadaşım, reklam ve dizi sektöründe colorist olarak çalışan Sabri Hasdal’la beraberiz. Sabri ile bir colorist ne iş yapar, sektördeki o renk çatışmaları nasıl çözülür, bunları konuşacağız.
Videonun tamamını, kurgu ve post-prodüksiyon üzerine yaptığımız sohbetin tüm detaylarını izlemek için Senden Benden Bizden oynatma listesine göz atabilirsiniz.
Color Correction ve Color Grading Farkı
Sektörde en çok karıştırılan iki kavram correction ve grading. Sabri işi en kabaca haliyle şöyle ayırıyor: Correction dediğimiz kısım white balance, kontrast, doğru renk seviyesi, doğru beyaz ve siyah ayarı. Yani olması gereken Rec. 709 standardı. Grading ise tamamen atmosfere ve duygulara hitap eden, seyirciye o hissi geçirdiğin yaratıcı kısım. Bir işin colorist masasına gelmeden önceki ham haliyle parlamış son hali arasındaki fark, renge neden ihtiyaç duyulduğunu doğrudan gösteriyor. İyi renk ilgi çekmesi gereken yeri öne çıkarıyor, arka planı geride tutuyor ve seyircinin nereye bakacağını yönlendiriyor.
“İyi Renk” ve Görecelilik
Rengi iyi olan bir video yapmak önemli ama “iyi renk” diye mutlak bir kural yok, tamamen göreceli. Reklam sektöründe bunu çok yaşıyoruz. Görüntü yönetmeni ve yönetmenle oturup çok güzel bir dünya yaratıyoruz, ajansa yolluyoruz ama revize yiyor. Ajansı okeyliyoruz, bu kez marka “ben bunu istemiyorum” diyor. Çünkü marka ürün odaklı bakıyor, her şey doğru renkte görünsün istiyor; yönetmen ve görüntü yönetmeni ise kendi piyanını iyi yapmak için görüntüye odaklanıyor.Bir de işi gönderdiğin kişinin hangi cihazda izlediği meselesi var. Biz burada kalibre edilmiş referans monitörden bakıyoruz ama karşı taraf telefonda, tablette bakıyor. Bugün beş farklı iPhone modelini yan yana koyup aynı görüntüyü açsan beşinde de farklı ton çıkıyor. Adam dışarıda güneşin altında telefondan bakıp renk revizyonu veriyor. Doğru bir sonuç almak için yönetmeni, görüntü yönetmenini yanımıza çağırıp kalibreli monitörden anlık tepkiyle çalışmak süreci her zaman hızlandırıyor.
Farklı Kameraları Masada Eşlemek
Sabri ile en son beraber yaptığımız iş Suyun Hakkı belgeseliydi. YouTube’da yayında, izleyebilirsiniz. Belgeselin çekim süreci çok uzun bir takvime yayıldığı için atmosfer, iklim ve coğrafya sürekli değişiyordu. Haliyle masada grading’den çok correction kısmı bizi yordu; çünkü her şeyi tek bir çizgiye getirmeye çalıştık. İşin içinde Blackmagic Ursa Mini var, Pocket var, Fujifilm X-T4 var, bir de GoPro kayıtları var. Bu kameraların hepsinin dinamik aralığı, siyah ve beyazdan detay çıkarma kabiliyetleri birbirinden tamamen farklı, aralarında uçurum var. Ama eninde sonunda sinemada, dizide ya da reklamda bir plandan sonraki planın birbirini ezmemesi, akışın bozulup seyirciyi işten koparmaması gerekiyor. Işıklar ve tonlar tek bir akışta gittiği sürece seyirci duyguda kalabiliyor.
Hazır LUT Kullanımı ve Gözü Eğitmek
Yeni başlayanlar genelde hazır kalıp renk ayarları olan LUT paketleri üzerinden gidiyor. İstediğin renk tonuna gelmenin en kolay yolu bu ama LUT’ı attığın gibi bırakamazsın. Görüntünün istemediğin bir yerini bozacaktır, o yüzden istediğin yerleri baskılayıp dengelemen lazım. Bu kaydı aldığımız ışığa göre bir LUT oluştursak aynı atmosferdeki çekimde oturur ama dışarıda güneşli bir yerde kullandığın an o LUT sapıtır. Sahneler, mekanlar arası geçişlerde rengin zıplamaması için renkte gözü eğitmek gerekiyor. Bunun yolu da yapılmış sinema filmlerini, dizileri, klipleri tamamen bir renkçi gözüyle izlemesi gerektiği. Colorist’in ne yaptığını, görüntü yönetmeninin ışığı nasıl kurduğunu incelemek şart; çünkü renkçinin işi tamamen ışıkla alakalı.
Okullu mu, Alaylı mı?
Sabri Konya Selçuk Üniversitesi mezunu, bu işin mektebini okudu. Bizim sektör okul okumadan da asistan olarak girip öğrenmeye açık bir yer, alaylılık var ama eğitim bilgisi kesinlikle iş akışı (workflow) ve vizyon katıyor. Sabri’nin okulunda 2015 yılında daha DaVinci Resolve’un içine entegre değilken Fusion gösteren Cengiz Apaydın hoca varmış. Sabri sektöre girip DaVinci’yi çözünce, programın içine Fusion geldi ve okuldaki o vizyoner bilgi doğrudan sektöre taşınmış oldu. Zaten okurken ne yapmak istediğine karar verenler o yoldan yürüdü. Sabri de önce fotoğraf, sonra video, üniversitede kısa film derken kurguya yönelmiş, oradan da kamerayı, ışığı, kurguyu bildiği için renk dünyasına geçişi daha rahat olmuş. Program öğrenmek basit, YouTube’da binlerce eğitim var ama işin sanat ve ışık altyapısını kurmak önemli.
Yapay Zeka Gurubu ve Güven İlişkisi
Yapay zeka eninde sonunda renk süreçlerine de girecek. Ama sen ne dersen onu yapacağı için iş film kolektifliğinden ve duygu birliğinden çıkıyor, insani duygu kısmında eksik kalıyor. Biri gelip “bana hüzünlü bir renk paleti ver” dediğinde masada kasveti, düşük kontrastı, soğuk tonların içindeki sıcağı aramak insani bir duygu birliğidir. Renk yaparken de ekip ruhu ve güven ilişkisi çok önemli. İlk kez çalıştığın bir yönetmende iki taraf da gerilebilir. Bu yüzden yönetmenlerin genelde sabit bir colorist’i olur ve ondan şaşmak istemez. Biz Sabri ile kaç tane iş yaptık, kaç belgesel çektik; artık birbirimizin ne istediğini çok iyi biliyoruz. Güvenle gidiyorsun ve bir süre sonra o renkçi “Onur bunu sevmez” diyerek sen masaya gelmeden hayalindeki dünyayı kurabiliyor. Filmcilikteki asıl duygu birliği ve güven de tam olarak bu.
Sabri Hasdal’ın renk tasarımlarını üstlendiği Suyun Hakkı belgeselini YouTube üzerinden izleyebilirsiniz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.





