Yanan veya Çıkmayan Film Kurtarılır mı?

Filmlerle ve analog fotoğrafçılıkla ilgili bazı soruları cevaplamaya çalıştım.

Bir Filmi Bir Yılda Bitirmek

Ya da çok seçici davranmak.

Eğer sokak fotoğrafçılığı yapıyorsanız, gezerken rastladığınız bir an konusunda çok da düşünecek vaktiniz olmayabilir. O yüzden makineyi her an yanınızda bulundurmak iyi olacaktır. Doğru anı gördüğünüzde de çıkartın ve çekin. Filmden kısmayın. Çekeceğiniz fotoğraf daha değerli.

Bayat Film

Bayatlamış bir filmin gümüş tanecikleri etkisini kaybetmiş olabilir, bu yüzden görüntüyü göremeyebilirsiniz.

Film Son Kullanma Tarihi

Film kutularının üzerinde filmin son kullanma tarihleri yazar. Eğer o tarih geçmişse film bayatlamıştır. Genelde yeni bir filmin son kullanma tarihi 2 yıl sonrasına kadar oluyor. Bir makinenin içerisinde takılı olan bir filmi bekletmek filmin bayatlamasına, görüntünün bozuk çıkmasına sebep olabilir. Makine de eğer bozuksa ve bir yerinden ışık alıyorsa filmin makinenin içinde durduğu süre boyunca pozlanması anlamına gelir. Bu yüzden, temiz fotoğraflar istiyorsak filmi bayatlatmamaya dikkat etmeli. Bilinçli olarak bayat film kullanıyorsanız o ayrı.

Yıkanmamış Filmi Saklamak

Yıkanmamış bir filmi kasetinin içinde saklamak mantıklı olur mu? Olur.

Filmi aldığınızda, kasetini çıkarttığınız ışık geçirmez bir kabın içinde saklamak daha iyi bir yol. Buzdolabında da saklayan var. Yalnız, filmi çektiyseniz bir an önce, çok bekletmeden yıkatın.

Film Yıkatmak

Filmi pozladınız/çektiniz, bekletmeden yıkamak ya da yıkatmaya götürmek iyi olacaktır. Şehrinizde film yıkayan yer yoksa İstanbul’daki kargoyla film yıkayan yerlere gönderebilirsiniz: kargoyla gönderiyorsunuz, filminizi yıkıyorlar, taramalarını da size mail yoluyla gönderiyorlar.

Film çıkmadı, yandı, geri döner mi? / Çıkmayan Film Kurtarılır mı?

Film, harddisk değil. Görüntü, film yüzeyine fiziksel olarak işlenen bir veri. O yüzden banyo sırasındaki bir hata ya da başka yollarla çıkmayan filmler geri döndürülemez. Az veri içeren, görüntünün bir kısmının çıktığı filmlerde Photoshop’ta düzenlemeler yaparak görüntüyü görmeniz mümkün olabilir fakat hiç veri içermeyen, gümüş tanecikleri tamamen silinmiş ya da yanmış (tüm gümüş tanecikleri pozlanmış) bir filmin geri dönüşü mümkün değil.

Filmler Neden Boş Çıkar? (Robert Capa’lı)

Magnum Photos’un kurucularından, Vietnam’ı görüntülerken mayına basarak hayatını kaybeden Robert Capa’nın 1944’ten gerçekliği tartışmalı bir hikayesi. Filmlerin boş çıkmasının ve yanmasının pek çok sebebi var, bu hikayeyle birlikte bu sebeplerin bazılarını özetledim. Hikaye şöyle:

6 Haziran 1944. Fransa’daki Omaha Sahili. Fotoğrafçı Robert Capa sabah 6:30’da ilk saldırı birlikleriyle Omaha Sahili’nde.

50mm lensli Contax marka makinesiyle 35mm Kodak Super-XX filmine 106 kare fotoğraf çekmiş, kurye aracılığıyla Life Dergisi’nin Londra’daki ofisinde bulunan John Morris’e geliştirilmemiş filmlerini göndermiş.

Film nihayet Life Dergisi’nin karanlık odasına ulaşmış. Film yıkama görevini 15 yaşındaki “karanlık oda çocuğu” Denis Banks’e vermişler. 

Film başarılı bir şekilde yıkanmış.

John Morris’in yaklaşan teslim saatine yetişmesi için acele ediyormuş Banks. Filmleri film kurutma dolabına koymuş ve normalde açık bırakılması gereken dolabın kapaklarını kapatmış. Kimse Banks’in bu kapakları kapattığını fark etmemiş.

Birkaç dakika sonra, zemininde elektrikli ısıtma bobini bulunan bu kapalı alan aşırı derecede ısınmış ve Robert Capa’nın 35mm negatiflerinin emülsiyonunu eritmiş.

Banks dehşete kapılmış, Morris karanlık odaya koşmuş ve Capa’nın 11 negatifinin hala erimediğini görmüş, onları kurtarmış. Life Dergisi bu 11 fotoğraftan 5ini yayınlamış. Capa 1 ay sonra Londra’ya dönüp bunu gördüğünde basılan fotoğrafların çektiklerinin yanında bir hiç olduğunu söylemiş.

Askerin yüzünün net çıkması

Bu fotoğraflardan en ilginci çıkartma anında kıyıdaki asker fotoğrafı. Karanlık odadaki talihsizliğe rağmen bu fotoğraftaki askerin yüzünün net çıkması ilginç.

The Magnificent Eleven

Ama “The Magnificent Eleven” yani “Muhteşem 11” ismi verilen bu hikaye gerçek mi yoksa bir uydurma mı?

1944 yılında kullanılan film kurutma dolaplarındaki bobinlerin hiçbirisinin filmleri eritecek düzeyde sıcaklığa ulaşmadığı, ahşap olan kurutma dolaplarının kapılarının normalde kapalı tutulması gerektiği gibi basit karanlık oda bilgileriyle aslında bu hikaye erkenden de yalanlanabilirmiş fakat yapılmamış.

John Morris tarafından uydurulduğu iddia edilen bu hikaye hakkında detaylı araştırmalar yapılmış, merak edenler burayı ziyaret edebiliriler.

Filmler neden boş çıkar?

  • Banyo aşamasında solüsyonları karıştırdıysanız ve geliştirici yerine saptama solüsyonu kullandıysanız film boş çıkar.
  • Filmi makinenin çevirme kolu bobinine doğru takmadıysanız film sarma işlemini gerçekleştirmediği için film boş çıkabilir.
  • Filmin ISO değerine göre pozlamadıysanız ya da fazla pozladıysanız film boş çıkar.
  • Sarma kolunu kurduğunuzu unutup çevirdiyseniz film boş çıkar.
  • Makine ışık almaması gereken yerlerden ışık alıyorsa film boş çıkar.
  • Film fazla bayatlamışsa boş çıkabilir.
  • Banyo aşamasında filmi makaraya geçirirken ışıklı bir ortamda bu işlemi yaparsanız film boş çıkar.
  • Film kaseti çok eskiyse, ezilmişse, hasarlıysa ve dışarda bekletilmiş, ışık almışsa film boş çıkar.
  • Geliştirme sıvısını asidik bir sıvının kabında uzun süre bekletirseniz geliştiriciniz çalışmaz ve diğer aşamalardan sonra film boş çıkar.

Filmleri Yıkadıktan Sonra Arşivlemek

Filmleri yıkadıktan ya da yıkattıktan sonra nasıl arşivlemek gerekir? Film kasetinin çıktığı kutuya mı koymalı, yıkattıktan sonra verilen zarflarda ya da plastik poşetlerde mi saklanmalı? Bunların cevabını vermeye çalıştım.

Arşivlemek neden önemli?

Taramalarınızı dijital olarak da fiziksel dosyalar olarak da doğru bir şekilde arşivlemek önemli. Çünkü filmleriniz çoğaldıkça birbirine karışabilir, dağılabilir ve bir fotoğrafın negatifini aramak için çok fazla vakit kaybedebilirsiniz. Belki bulamazsınız bile. Ayrıca, bazı fotoğraflara sonradan baktığınızda o fotoğrafın değerli olduğunu ilk başta fark etmediğinizi de anlayabilirsiniz.

Nasıl bir yol izliyorum?

Filmleri yıkadıktan sonra 6’lı şekilde kesiyorum. 6’lı kesmemin sebebi pergamin dosyalarımın (Kaiser 35mm negatif doyalama sayfaları) 6 kareli filmleri destekliyor olması. Bir yandan da filmi taradığım tarayıcının (Epson Perfection V330 Photo) film kasetinin 6’lı filmleri destekliyor olması.

Eğer filmleri dışarda yıkattıysanız bazı yerler 5’li şekilde kesiyorlar. Bu dosyalardan alacaksanız ve filmlerinizi dışarda yıkatıyorsanız yıkattığınız yere filmi 6’lı kesmesini ya da kesmemesini söyleyebilirsiniz.

Neden Pergamin ya da Negatif Dosyalama Sayfası?

Filmi yıkattınız ve yıkattığınız yer filmi bir zarfın içerisinde size getirdi. Filmler üst üste durduğu ve birbirine sürtündüğü zaman çizilirler, gelecekte farklı bir tarama (daha yüksek çözünürlüklü vs.) yapmak istediğinizde bu filmleri kullanamayabilirsiniz. 

Ya da aldınız filmi ve kıvıra kıvıra bu kutunun içine koydunuz, daha büyük bastırmak istediniz ya da farklı bir düzenleme yapmak istediniz filminizde yani yeniden taramak istediğinizde bu eğik bükük filmlerde çizilmeler, yapışmalar ve pek çok sorunla karşılaşabilirsiniz.

Gelecekte eğer film yıkanırken iyi durulanmamışsa birbirine yapışmasını engellemiş olursunuz.

Üzerinden zaman geçen filminizi daha sonra görmek istediğinizde sadece bir dosyayı çıkartıp ışıklı masanın üzerine koyup inceleyebilirsiniz. Film yüzeyine dokunduğunuzda kalan izleri ve filminizin tozlanmasını önlemiş olursunuz.

Daha düzenli ve toplu olur. Pergaminlerin üst tarafında filminiz hakkında bilgi vereceğiniz bir boşluk var. Buraya hatırlayabileceğiniz kelimeler yazabilir, etiketleyebilir, dosyanızdan hızlıca göz atabilir, fotoğrafın olduğu pergamini hızlıca seçebilirsiniz. Bu kısım sayesinde fotoğraflarınızı tarattığınız dosya isimlerini de buna göre belirleyebilirsiniz.

Pergamin dosya türleri

100’lü paketler şeklinde satılan pergamin dosyalarını hangi tür film saklayacağınıza göre tercih edebilirsiniz. 60mm, 35mm ve Dia filmler gibi değişik seçenekleri mevcut. Ben 35mm filmler kullandığım için 35mm’ye göre 100’lük almıştım.

Boyutları A4’ten biraz daha büyük olduğu için sayfalar, kırtasiyelerde satılan klasörlerin içinde saklandığında taşıyor. Taşmaması için yine Kaiser’in ürettiği ve Türkiye’de de satışı olan klasörleri inceleyebilirsiniz.  

Ayrıca, bu kadar masraf yapamam diyorsanız aşağıya bu dosyaların benzerlerini yapabileceğinizi anlatan çok daha ucuz ve kolay bir yol: https://www.lomography.com.tr/magazine/231797-kendin-yap-negatif-dosyalaryla-gkku

Nikon FM10 – 1 Dakikada

  • Nikon FM 10: 1995 yılında üretilmiş. Tipik bir 70’ler kamerası özelliklerini taşıyor.
  • 420 gram ağırlığında.
  • Film sarması ve netlemesi elle yapılan manuel SLR makine.
  • Üst bölümde enstantane kadranı, kurma kolu, film geri sarma ve arka kapak açma kolu, deklanşör ve harici flaş bağlantısı bulunuyor.
  • Pozometresindeki ledler için 1.5 V 2 pil kullanıyor ve pozometresi üç aşamalı. (+,•,-)
  • Çelik perdeli.
  • Enstantane değeri 1/2000’e kadar düşüyor, 1 saniyeye kadar çıkıyor, ek olarak bulb modu var.
  • Otomatik modu yok, manuel pozlama yapılıyor, dahili flaşı yok.
  • 35mm filmi destekliyor.
  • Nikon F Mount lensleri destekliyor.
  • 10 saniyeye kadar kurulabilen self timerı makinenin ön kısmında mevcut.
  • Kurma kolunun yanındaki tuş yardımıyla üst üste pozlanmış fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Yani double exposure yapabiliyorsunuz bu makinede.
  • YouTube Shorts videosu aşağıda.

Siyah Beyaz Film Yıkama Ekipmanları

Siyah Beyaz filmi en az malzemeyle evde yıkamak için gerekli olan ekipmanları ve kimyasalları anlattım. Kendi pozladığın filmi yıkamak fotoğraf çekme sürecinin bir parçası bence. Banyo sırasında yaptığın yanlışlar ve bunun fotoğrafına kazandırıp kaybettirdiklerini de kaydediyorsun. O yüzden bu sürece en başta en kolay yollarla başlamak, sonrasında üzerine başka bilgiler eklemek, öğrenmek için daha eğlenceli ve hızlı bir yöntem.

Kolay anlatabilmek adına Ekipmanlar ve Solüsyonlar olarak ikiye ayırdım. Ekipmanları ilk kısımda, solüsyonları da ikinci kısımda inceleyeceğiz. Kısaca aşağıda listeledim, sonrasında daha detaylı olarak anlattım.

Ekipmanlar

  1. Film Yıkama Tankı
  2. Ölçülü Sıvı Kapları
  3. Kronometre
  4. Hassas Terazi
  5. Tutucu
  6. Su Şişeleri
  7. Termometre
  8. Film Değiştirme Torbası

Kimyasallar

  1. Geliştirici
  2. Durdurucu
  3. Saptayıcı
  4. Suyla Yıkama

Film Yıkama Tankı

Işıklı ortamda filmi yıkayabilmek için gereklidir. Piyasada Peterson veya Kaiser marka tanklar bulunabilir. İçerisinde film sarma makarasıyla birlikte gelir.

Ölçülü Sıvı Kapları / Mezür 

Solüsyonları belli oranlarda sulandıracağımız için mezür veya ölçülü sıvı kabı gereklidir. ISO Lab gibi markalar tercih edilebilir.

Termometre

Sıcaklık film yıkamada kritik unsurlardan. O yüzden yine mezür aldığınız yerden sıvı sıcaklığını ölçmek için termometre de alabilirsiniz.

Su Şişeleri

Kullandığınız su şişelerini yaptığınız kimyasal karışımları saklamak için kullanabilirsiniz. Profesyonel saklama kapları olsa da bence en ideal yöntem buzdolabında içinde hava olmayacak şekilde su şişelerinde saklamak. Çünkü içerisinde asidik bir madde de yok (sadece su) ve bulunması çok kolay.

Mandal / Film Tutucu

Filmi kurutma aşamasında filmleri asmak için ihtiyacınız olacak.

Kronometre / Timer / Geri Sayım Uygulamaları

Filmi yıkarken solüsyonun film yıkama tankının içinde kalma süresi, karıştırma düzeni gibi konularda geri sayım aracına ihtiyacınız olacak. Bunun için telefon uygulamaları tercih edebilir ya da bir kronometre de edinebilirsiniz.

Film Değiştirme Torbası / Karanlık Oda Torbası / Film Değiştirme Çantası

Gün ışıklı ortamda filminizi tankın içerisine yerleştirmek için makaraya sarma aşamasında film değiştirme torbasını kullanabilirsiniz.

Bunu karanlık bir tuvalet/banyoyla da çözebilirsiniz. Banyonuzun ışık alan penceresini kapatabileceğiniz şeyler bulursanız yapabilirsiniz. Gerçekten tam karanlık olması gerekiyor ve filmi makarasına tam karanlıkta sarmanız gerekiyor. Bu yüzden de banyoya girin, kapı altlarına da birkaç parça da koyduysanız lambaları söndürün ve gözbebeğinizin alışmasını bekleyin. Eğer gerçekten herhangi bir şey göremiyorsanız tam karanlıktasınız demektir. Eğer çok az da olsa bir şey görüyorsanız ışık gelen yere bakın ve orayı kapatın.

Siyah beyaz negatifteki görüntü genel olarak 3 aşamada oluşur. Ve bu 3 aşamada da farklı solüsyonlar kullanılır.

Solüsyonlar:

Geliştirme Banyosu

Işık alan gümüş taneciklerinin gelişmesini sağlar. Bu noktada Ilfotec, Kodak D-76 gibi geliştiricilere ihtiyaç duyulur.

Durdurma Banyosu

Pozlanan gümüş taneciklerinin gelişmesini durdurmayı sağlar. Ilfostop gibi durdurucu kimyasallar kullanabilir ya da deneysel başka yollar tercih etmek isterseniz asit özelliği gösteren herhangi bir sıvıyla da bu işlemi yapabilirsiniz. Mesela bir kaşık sirkeyi suyla karıştırabilir, durdurma işlemini gerçekleştirebilirsiniz.

Saptama Banyosu

Pozlanmayan gümüş taneciklerini film yüzeyinden silinmesi için suda çözünebilir hale getirir. Bu aşamada Ilford’un Rapid Fixer’ini tercih edebilirsiniz.

Suyla Yıkama ve FotoFlo

Son olarak suda yıkayabildiğimiz kadar yıkıyoruz. Ve tercihe bağlı olarak da musluk suyunda yıkadıysak film yüzeyinde kireç çözücü etkisi olan FotoFlo’da aşağı yukarı hareketlerle, köpürtmeden yıkıyoruz. Ben bunun için Ilfotol kullanıyorum. Sonra da asıp kurutuyoruz.

Film yıkama sürecinde filmin üzerindeki parmak izleri, tozlar da bence o fotoğrafların bir parçası, ilk yıkadığınız filmlerde de bunları görüp bu gibi etkileri nasıl fotoğrafınıza katacağınız ya da çözeceğinize sonradan karar verebilirsiniz. Yani başlarsanız, bir kere yaptıktan sonra her şey çok basit ve keyifli.

Analog VS Dijital Fotoğraf ve Bir Filmin Hikayesi

Sayısal ve analog görüntüyü kıyaslamak için iki makineyle çekim yaptım. Analog makinede (Nikon FM10) Ilford Pan 400 kullandım. Film siyah beyaz olunca, iki görüntüyü de karşılaştırabilmek dına Nikon D5000’den çıkan görüntüleri Adobe Photoshop/Camera Raw Filter düzenlemesiyle film görüntüsüne benzetmeye çalıştım; ışık, sertlik, karşıtlık ayarlarını düzenleyip dijital grain ekledim. Ayrıca, kısaca bir film nasıl yıkanır, hangi aşamalardan geçer ve hatta nasıl hisseder konularını da anlatmış oldum. Buyrunuz:

Analog fotoğrafların büyük taramaları: (Görselin üstüne sağ tık, görseli yeni sekmede aç yaparsanız tam boyut görüntüleyebilirsiniz.)

Konser Fotoğrafçılığı Nasıl Yapılır?

Sahnede bir performans sergilenirken fotoğrafçının sürekli tetikte kalıp en iyi anı, biraz da şansla yakalamasına konser fotoğrafçılığı denebilir.

Ne ışıklar ne de duruşlar ne bakışları yönlendiremezsiniz. O yüzden bir konser çekiyorsanız ışığı yapan kişiyle aranızı iyi tutun. Belki arada “seyircilere biraz ışık alabilir miyim” dersiniz. Onun dışında pek bir şeyi de yönlendiremezsin. Her ana hazırlıklı ve tetikçe olmak gerekiyor.

Konser fotoğrafçısı konseri vizörden izlemeli. Bu durumda da vizör netlik ayarınızı da (diopter) kontrol etmeniz iyi olur.

Nerede Çekiyorsunuz?

Eğer çok dar bir bar ortamında çekiyorsanız seyirciler ve sahne arasındaki boşluğu hesap edin. Ne sahnedekilerin sadece ağzını burnunu kadraja alacak kadar yakın, ne seyirciyi rahatsız edecek kadar uzak… Şarkıcı sahneye çıkmadan en az 1 saat önce mekanda olun, en az yarım saat önce de seyircilerin önündeki boşlukta yerinizi alın. Zaten 4-5 şarkı sonra geniş bir şeyler çekmek için arkaya geçersiniz.

Bir Fotoğraf Çekerken

Normal şartlarda bir fotoğraf çekerken izlediğimiz yol, manuel modda vizörden bakıp, ışık değerleri için uygun diyafram, enstantane, iso ve white balance ayarlarını pozometreden de yardım alarak yapıp, net olup olmadığımızı kontrol ederek deklanşöre basıp görüntüyü elde etmek. Otomatik modlarda da çekimler yapabilirsiniz fakat fotoğraftaki rastlantıyı unsurunu azaltmak istiyorsak manuel modda kullanmak daha iyi.

Öyleyse konser fotoğrafçılığı için bulunduğunuz konum/mekan, seyircinin önüne geçmeniz gibi konulardan önce fotoğraf unsurlarını konuşmak daha faydalı. Işık değerleri çok değişken. Flash falan kullanmayın zaten… Gitmeden önce birilerine ulaşabiliyorsanız ışıkları sormakta hatta mekanı görmekte fayda var. Ya da 1 saat önce gittiğinizde ışıkçıyla konuşmak da mantıklı. Yalnız şunu aklımızda tutarak: sahnedeki ışık tercihlerinin üstüne söz söyleyemezsiniz. Kimisi her gün sahnede olduğu için sahne ışıklarından, efektlerden rahatsız. Ya da bir ışık tasarımı yapılmış ve onun dışına çıkılamıyor… O yüzden ekipmanları buna göre seçmekte fayda var.

Diyafram ve Enstantane

Netleme konusunda makinenize veya kendinize güveniyorsanız diyafram değeri düşük lensler tercih edin. f/1.8 gibi bir değer ışık konusunda iyi olmayan bir sahnede işinize yarayacaktır. Perde hızınız da lensinizin diyafram açıklığına, kullandığınız ISO’ya göre değişiklik gösterecektir fakat net fotoğraflar için 1/125’den daha yavaş hızlar tercih etmeyin. Ama eğer benim elim titremez, tripodu da koyacak yer bulurum, benim çektiğim şarkıcı çok hareket etmiyor falan diyorsanız 1/30’larda falan da, deneyin, görün.

ISO

Makineler ISO değerlerini yükselttiğimizde iyi siyah değerleri konusunda artık daha iyi. O yüzden evde makinenizin ISO performansını deneyin. Siyah bir obje alın, ISO değerlerini artırarak fotoğraflar çekin, aralarında karşılaştırma yapın. Kaça çıktığınızda noise görmeye başladığınızı görün. Ona göre de en iyi siyah değerlerinde en yüksek ISO’yu tercih edin. Ya da makinenizin marka modelini araştırın ve örneklerini görün.

White Balance

White Balance konusunda da, renkli ve sabit olmayan ışıklar varsa otomatikte kullanabilirsiniz.

Netleme

Ve son olarak, netleme. Yine netleme konusunda da değişik özellikleri bulunan lensler var. Makineniz ve lensinizin birbiriyle uyumlu olduğuna – bayoneti dışında dikkat edin. AF modlarından seri çekimi tercih ederseniz binlerce rastlantıyı da yakalamış olursunuz.

Fotoğrafları raw çekin ki sahnedeki kişinin çok iyi çıktığı bir an varsa ama başka şeyler kötüyse sonrasında düzenleme imkanınız olsun. Yanınızda yedek hafıza kartı ve batarya da bulunsun.

Konser fotoğrafçılığı rastlantılardan ibaret bence. Yalnız bu rastlantıları ne kadar aza düşürürsek o kadar iyi. Yani konseri vizörden izleyerek, el deklanşörde, sahnedeki kişinin hareketlerini, ışıkları öngörüp sürekli fotoğraflar çekmek, sonrasında da seçmek.

Playlist

Müziğe göre sahnedeki kişinin hareketleri, duruşu, bakışı değişecektir. Konser playlistine ulaşabiliyorsanız ve konser öncesinde şarkıları dinleyebiliyorsanız iyi olur. Ona göre hangi şarkıda daha az ışık hareketlerinin olduğu, sahnedekilerin daha sakin kaldığı kısmı kestirebilir, o şarkıda daha net fotoğraflar çekebilirsiniz.

Konsere kendinizi çok kaptırmayın, netleme kaçar, iso uçar…

Siyah Beyaz Filmlerde ISO, Grain ve Film Tercihi

Neden Siyah Beyaz film? Çünkü ışığı en rahat seçebildiğimiz yer. Yani ışık alan yerler beyaz, almayan yerler de siyah. Düz ve basit. Ayrıca siyah beyaz filmi evde yıkamak kolay. Birkaç malzemeyle, karanlık bir tuvaletle bu işi halledebilirsiniz.

Açık veya kapalı mekanlara göre, sabah veya gece çekimlerine göre de farklı filmler tercih edebilirsiniz. Şimdi konuşacağımız tercih keskin ve temiz bir fotoğraf elde etmek için olacak. Yani ilk önce doğrusu ne buna bir bakalım. O yüzden de ilk:

Film nedir? Film gümüş taneciklerden oluşur. Bu taneciklerin büyüklüğü ve küçüklüğü filmin ışık duyarlılığını etkiler. Az ışıklı bir ortamda bir fotoğrafı 1/125 gibi bir enstantanede çekmek istediğinizde büyük tanecikli bir film tercih etmeniz gerekir, çok ışıklı bir ortamda fotoğraf çekerken de daha küçük tanecikli filmler tercih edebilirsiniz. Bunu filmin üzerindeki ISO değerinden anlayabilirsiniz. Bu rakam ne kadar yüksekse bu tanecikler o kadar büyüyecektir. Bu taneciklerin büyüklüğü ve grenler aynı orantıda çoğalır ve azalır. Yani az ışıklı ortamda fotoğrafı çekerken büyük boyutlu gümüş tuzları kullanan bir filminiz varsa ışıktan etkilenen ve etkilenmeyen tanecikler arasındaki boşluk da o kadar büyük olacaktır.

Film tercihi demek aynı zamanda da ISO tercihi de demek. Sonucunda dijital makinelerdeki gibi ISO’nuzu değiştiremiyorsunuz. Peki ISO nedir? ISO, film yüzeyindeki ışıktan etkilenen gümüş tuzlarının büyük veya küçük tanecikli olması diyebiliriz. ISO’nuz arttıkça kapalı ya da az ışıklı ortamda çekim yapma olanağınız da artar.

Doğru oranda artan ve azalan 3 etken var:

Çok ışık —Düşük ISO/Küçük Tanecik—Az Gren

Az Işık—Yüksek ISO/Büyük Tanecik—Çok Gren

Yani çok ışıkta düşük ISO’lu bir film tercih ettiğinizde küçük tanecikli bir film tercih etmiş olursunuz. Bu yüzden fotoğrafınızdaki gren de az olur. Az ışıkta yüksek ISO’lu bir film tercih ettiğinizde de büyük tanecikli bir film tercih etmiş olursunuz. Dolayısıyla gren de çok olur. Bu demek değildir ki yüksek ISO’lu bir filmle aydınlık bir yerde çekim yapamayacaksınız. Makinenizin enstantanesi ve diyaframı izin verdiği ölçüde yapabilirsiniz. Bu noktada da fotoğraflarınızın ne kadar grenli olacağı tercihi devreye giriyor.

Peki tercihimiz ne olmalı? Keskin ve doğru fotoğraflar istiyorsak az grenli dolayısıyla az ISO’lu bir film tercih edebiliriz. 100-200 ISO tercihiniz olabilir. Sanatsal kaygılarımız varsa, gren seviyorsanız, fotoğrafın bir dokusu olduğuna inanıyorsanız o halde 400-800 ISO’lu bir film tercih edebilir hem gün ışığında hem de az karanlıkta çekimler yapabilirsiniz. Daha fazla grenli ve daha karanlık ortamlarda çekimler yapacaksanız 3200 ISO’lara da çıkabilirsiniz. Benim önerim hepsini deneyimleyin, hepsini görün ve öyle karar verin.

Gren yapısında markaların etkisi de var. Mesela ILFORD ve KODAK filmler aynı standartlara tabi olsalar da tanecik yapılarında farklılık olabiliyor. Mesela ILFORD Pan 400 ve Kodak Tri-X 400TX aynı ISO değerlerine sahip olsalar da gren yapıları da birbirinden farklı, dolayısıyla sonuçlar da birbirinden farklı. Hatta aynı markanın farklı model filmlerinde bile bu farklılığı görebiliriz. ILFORD HP5 Plus 400 ve ILFORD PAN 400 buna bir örnektir. Önerim filmi almadan önce filmi Google’layıp, bulabilirseniz çekilen yüksek çözünürlüklü fotoğraflara yakınlaştırarak bakmanız.

Ayrıca film marka ve modellerine göre çekilen fotoğrafları görmek isterseniz: https://www.lomography.com/films

Analog Makine Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

Analog fotoğraf makinesi alırken dikkat edilmesi gereken şeyleri şöyle sıraladım:

Dokunun

Analog/filmli makine alacaksanız çok muhtemel 2. el alacaksınız, bu yüzden internetten direkt almak yerine gidin, görün, dokunun.

Arka Kapak

Almak istediğiniz makinenin kapağını açın – kapatın, kapandığında tam kapanmıyorsa o makineyi tercih etmeyin. Alacağınız makine iç kısmına ışık almamalı.

Perde

Makinenin perdesine bakın, metal yapraklı perde veya kumaş perde olabilir. Kumaş perdeyse, perde kapalıyken ışık almadığından emin olun. Çelikse kapalıyken yaprakların ışık almadığından emin olun. Deklanşöre basın, obturatör sesini duyun.

Lens

Alacağınız makineyi lensle birlikte alıyorsanız lensinin, diyaframının çalışıp çalışmadığına bakın.

Otomatik / Manuel

Alacağınız makinedeki özellikleri sorun. Tam otomatik ya da tam manuel bir makine olabilir, tercihinizi yaparken nasıl kullanacağınızı düşünün.

Alacağınız model ve fiyat için internette araştırma yapın.

Sirkeci ve Tamir

İstanbul’da film ve makine almak için en çok tercih edilen yer Sirkeci ve Sirkeci’deki Hayyam Çarşısı, ziyaret edebilme imkanınız varsa edin, sohbet edip bilgi edinin.

Hangi makineyi alıyorsanız alın onun daha önce iyi kullanılıp kullanılmadığını, tamir görüp görmediğini sorun. Tamir görmüşse neresinden ve nasıl yapmışlar bilin, ona göre kullanın.