İçim İçin

Daha iyi bir insan olma umuduyla, tüm planları gerçekleştirme, hemen, hızlıca, önünde değişimin hep olabileceğini düşünerek devam ediyor. Daha iyi bir insan: daha planlı yaşayan, daha kullanışlı bir yol çizen, daha kendini geçindiren, başkalarını umursamayan, başkalarının fazla umursadığı biri olmak. Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir yol, daha iyi bir düşünce yapısı, daha iyi, daha iyi. İyi? 

Der ki; “içim ne diyor, ne diyor içim.” Bunu düşünür sonra; ne derse desin için, neden bu kadar ciddiye alıyorsun sen içini? İçin seni dibe sokan, yaptığın, yazdığın her şeyi daha kötü, çok daha kötü, daha ciddiyetsiz, daha bencil, daha karmaşık ve anlaşılmaz, daha fazla -ki bazen “fazla” bir şeylere iyi gelmeyen şeydir- daha kibar, daha özgüvensiz, daha sınırlı yapan şey. İçin. Ne diyor için? Kimin umrunda senin için ve içinin ne dediğini bu kadar büyütme halin? Kimin umrunda? Umrunda olsa ne olur içinin ne dediğinin. Senin için birilerinin umrunda olmasının önemi var mı? Kimin umrunda olsa kendini tamamlanmış hissedeceksin? Kim umursarsa mutlu olacaksın? Gerçekten mutlu olacak mısın? Bir süre sonra o da geçmeyecek mi? Ne olacak sonra? Ne diyeceksin kendine? O da böyle bir insandı işte ya, “böyle şeylere değer verdiği için böyle oldu”. Önce mutlu hissedip sonra sebep arayıp sonra sonucundan rahatsız olacaksın. Her seferinde, her seferinde, her seferinde. Daha fazlasıyla da yetinmeyip daha azından korkacaksın. Nesin sen? İçin ne diyor? Senin umrunda mı?